Yeşil Bina Dergisi 30. Sayı (Mart-Nisan 2015)

konforunu ve üretimini artırmasını öğre- nen insanlık, savaşların ve doğal yıkımların temel nedeni olan enerji sorununu ortadan kaldırmayı bilecektir. Bu değişimi sağlamak için birinci hedef, doğrudan halktır. Ne zaman ki böyle örnek- lerden yola çıkarak, “Ben de artık böyle yaşamak istiyorum!” der, işte o gün gerçek dönüşüm başlar. Böyle bir Güneş Evi, bu değişim ve dönüşüm noktasında yer alan, halkın kullanımına ve dolayısıyla interaktif eğitimine fırsat veren bir örnek olacaktır. Ahşap Atamızın 120 sene önce dokuz katlısını inşa ettiği ve günümüzde, otuz katlı bina- lara kadar önü açık olan ahşabı, temel yapı malzemesi olarak seçeceğiz. Artık tamamen yanmaz hale getirilebi- len ve aynı zamanda en süratli inşa biçimi olan ahşap yapı sistemi, sıfır deprem riski sağlayacaktır. Bu sistemin yaygınlaşması ile ülkemiz gündeminden hiç düşmeye- ceği kabul edilen “depreme“ karşı güvenli bölgeler çoğalacaktır. Sürdürülebilir enerji ve ahşap teknolojisinin yaratacağı istihdam ve yepyeni iş sahaları ise topluma nefes aldıracaktır. Böylece, ahşabı konut sektöründe kul- lanan tüm ülkelerde olduğu gibi, ormanla- rımızın da yeniden yapılanmasına ve geliş- mesine öncülük edeceğiz. Çünkü artık, hayatımızı ve sağlığımızı emanet ettiğimiz ahşabı üreten ormanlara gözümüz gibi bakacağız. Batı ülkelerinde olduğu gibi, bir tane ağaç kestiysek, yerine on tanesini dikeceğiz ve böylece ormanlarımız, yine batı ülkelerinde olduğu gibi, inşaat sektöründeki önemli tüketime rağmen büyümeye başla- yacaktır... Gerçek koruma budur!.. Bilim ve Eğitime Katkısı Kentinizdeki bir Güneş Evi, Diyarbakır Güneş Evi’nin, 2008’den bugüne kadar kırk bin öğrenciye verdiği eğitime karşın, çevre illeri de kattığınızda, çıtayı daha da yük- seklere taşıyacaktır. Ve böylece “Enerji ve Ekoloji” adına benimsediği ilkeler ışığında YEŞİL BİNA / NİSAN 2015 47 hayata geçireceği projesi ve sürdüreceği eğitimler ile yörede ve ülkede güçlü bir deği- şim rüzgarı yaratacaktır. Nihai hedef, yurt genelinde enerji ve ekoloji konusunda bilinçli bir nesil yetiş- tirmektir. Halkımıza, enerji üretiminde ve kullanımındaki doğruları, canlı olarak gös- termektir. Yörenizdeki ilk örneklerden biri olarak bu ya da benzeri bir yapı, çok önemli bir sorumluluk taşıyacaktır. Böyle bir Güneş Evi projesi, bir yandan prestijli bir çalışma alanı ya da ağırlama üni- tesi olarak değerlendirilirken, kısa vadede bulunduğu ilde, uzun vadede kendi bölge- sinde, güneş ve uzantısı olan enerjilerin kul- lanımına yönelik eğitim ve bilinç yükseltme faaliyetlerinin önemli bir adımı olacaktır. Bu yapıda, her kesimden vatandaşa projenin kapsamına ilişkin sürekli eğitim verilebile- cek, yüksek eğitim kurumlarının da katkı- sıyla bilimsel araştırmalar yapılabilecektir. Bu aşamada, belediyelerce mimarlara ve yöre halkına bu içerikte yapılabilecek öneriler, destekler ve yaptırımlar girecektir sıraya. Ardından, meslek odalarındaki eği- timlerin içeriğinin ve eğitim sistemine katkı biçiminin araştırılması gerekecektir. Daha sonra üniversitelere eğitim programları öne- rilecek, halkın bilgilendirilmesi, enerji bilinci ve ekolojik duyarlılık kazanması için sürekli eğitimin yolları aranacaktır. Güneş Evimizde tasarlayacağımız bir alanda enerji, ekoloji ve ahşaba ilişkin “Enerji Mimarlığı” ilkelerini ve örneklerini içeren bir araştırma kitaplığı oluşturmak çok yararlı olacaktır. Amaç, bu konuda ilgisi ve bilgisi olan, her yaş grubundan çocukları- mızın ve büyüklerin, giderek yüksek öğre- nimde bu konuda araştırması olan öğrenci ve öğretim görevlilerinin, güneş evimize gelerek yayınlardan yararlanmalarını ve gerekirse araştırmalarını burada sürdüre- bilmelerini sağlamaktır. Özetle “Enerji penceresinden bir bakış” da diye- bileceğimiz “Enerji Mimarlığı”, pasta keser gibi ikiye veya dörde bölünmüş ve “her biri rastgele yönlere bakan”, çok katlı bir mahalle yaratmak hiç değildir. Yazın cayır cayır yananda mı, kışın ayazında donanda mı, rüzgardan pencere açtırmayanda mı, camlar açıkken yaprak kımıldamayanda mı oturmak isterdiniz?.. Yani enerji mimarlığı, kent tasarımından başlayan ve yapı malze- melerinin doğru seçimine kadar sorumluluk taşıyan bir planlama sürecidir. Güneş kaynaklı enerjilerin bu şekilde kullanımı ile kent halkı öncelikle çevre değerlerini koruyan, doğal dengeyi boz- mayan, hava kirletici emisyon üretmeye- rek sera etkisi yaratmayan, yani iklimsel felaketlere gebe global ısınmayı artırmayan yaşam biçimi ile tanışmış olacaktır. Ayrıca böyle projelerden sonra halkın talebi ile oluşacak yeni sektör, yörede yeni bir yatırım ve istihdam alanı yaratacaktır. Doğru yönlenme, doğru tasarım, doğru malzeme ile inşa edilen bir yapı yüzde 50 enerji tasarrufu ile hayatına başlar ve klasik bir inşa yönteminden daha fazla para har- catmaz yapımcısına. Güneş evimizdeki gibi yüzde 100 enerji tasarrufuna giden yol ise ilaveten yüzde 20-25 arasında değişen bir harcamayı, yani elektronik ve mekanik bazı donanımları gerektirir. Bu bedelse zaten üç ila en fazla beş yıl içinde ödeyeceğimiz enerji faturalarımızın karşılığıdır. İleri ülke- lerde devlet, bu bölümdeki harcamalara, uzun vadeli ve düşük faizli kredilerle peşin destek vermektedir. Çünkü böyle yaparak, yani enerji bağımlılığından kurtulmak isteye- rek, kendi geleceğini garantiye almaktadır. Kullandığımız veya içinde yaşadığımız yapıların sahibi olmasak bile, bu amaçla harcanan gereksiz paranın ve enerji giderle- rinin dolaylı olarak bizden çıktığını, örneğin daha yüksek ücretlere ve yaşam standartla- rına ve istihdama kaynak yaratmak yerine, zorunlu yapı ve enerji bedelleri olarak zaten ödendiğini düşünmeliyiz. Beklediğimiz köklü değişimin güneşi, piramidin tepesinden değil, bu ve benzeri örneklerdeki gibi halkla bütünleşmiş dene- yimlerden, yani tabanda oluşan bilgi ve bilinçten yükselecektir.

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=