Yeşil Bina Dergisi 30. Sayı (Mart-Nisan 2015)

YEŞİL BİNA / NİSAN 2015 41 cilasının ya da duvar boyalarının yaydığı VOC’lar ne kadar azaltılırsa havanın kir- lenme oranı, dolayısıyla taze hava ihtiyacı da o oranda düşürülebilir. Ama bizde bu standartlar oturmadığı için maalesef hava miktarı düşürülemiyor. Isı geri kaza- nımı gibi farklı tasarruf tedbirleri üzerinde duruyoruz. Bu konu belki mekaniğin, tesisatın konusu değil ama bütünleşik bir tasarımdan bahsediyorsak, ortamda kullanılan malzemelerin standardize edilmesi bizi de ilgilendiriyor. Bütünle- şik tasarımda mimari, mekanik, elektrik hepsi birlikte çalışıyor. Dış yapı elemanları yalnız mimariyi değil bizi de ilgilendiriyor. Enerji verimliliği ve iç hava kalitesi gibi konular tasarımcıların görevi. Ve bun- lar sadece sertifikalı Yeşil Binalar için değil, tüm binalarda uygulanması gere- ken unsurlardır. Su tüketimini azaltmak da tasarımcının görevlerinden biridir. Bunu Yeşil Bina sertifikası için yapmak zorunda değilsiniz. Ama bazen, ihtiyaç olmadığı halde Yeşil Bina sertifikası alı- nacak diye yanlış uygulamalar da yapıla- biliyor. Mesela Yeşil Bina sertifikası için gri su kullanımı söz konusu oluyor. Gri su kullanımının öncelikle fizibilitesi yapılıp, faydası sorgulanmalı. Futbol sahalarında veya basketbol salonlarında gri su uygula- mak doğru değil. Çünkü bu tip mekanlar haftada bir gün kullanılıyor ve gri su bir gün toplanıyor. Sürekliliği yok. Halbuki biriktirilen su iki gün içinde kullanılmak zorunda. Aksi takdirde bakteri ve başka sorunlar ortaya çıkar. Zaten Yeşil Bina sertifikaları da iki günden sonra kulla- nıma izin vermiyor. Dolayısıyla Yeşil Bina sertifikası almak için bu tür uygulamalar yapmak yanlış. Diğer bir yanlış ise yağmur suyu depo- lanması konusunda yapılıyor. Türkiye’de yağmur suyunun depolanması fayda sağ- lamıyor. Yağmur suyu bahçe sulama- sında kullanılmaktadır. Yağmur yağarken zaten sulama yapılmaz. Asıl ihtiyacınız olan dönem yaz aylarıdır, yazın da yağ- mur yoktur. Bunların hepsinin fizibilitesini TTMD... “Ü lke olarak standart ve yönetme - liklerimizde bazı açıklarımız mev - cut... Mesela ülke kodlarımız yok. Bunları geliştirmek açısından da derneklerimize çok iş düşüyor. Benim hedefim, bunları gerçekleştirirken genç kitlelerden de ola - bildiğince faydalanmak. Bir sivil toplum örgütünde başarı, taban ve yönetimin bir - likte hareket etmesiyle sağlanır. Bunun için yönetimdeki insanların da tabandan gelmiş olması, tabanın sorunlarını çok iyi bilmesi gerekiyor. Gençleri motive etmek, gençle - rin dinamizmini kullanabilmek için yeni bir yapılanmaya gidiyoruz. Yönetim kurulunda mümkün olduğunca genç isimlere yer ver - meye çalıştık. Meslektaşlarımızın mesleki birikimlerini güncel eğitimlerle destekleme - miz lazım. Ayrıca, uzun bir süredir askıya aldığımız yayınlar konusunda da çalış - malarımızı yoğunlaştırmayı hedefliyoruz. ASHRAE’nin bazı standartlarını tercüme etmek istiyoruz. Özellikle Yeşil Binalarda sıklıkla kullanılan ASHRAE’nin 90.1 stan - dardını Türkçeleştirmeyi amaçlıyoruz. İç hava kalitesiyle ilgili 62.1, 62.2 standart- ları da aynı şekilde. EN standartları zaten TSE tarafından TSE EN olarak tercüme edilmeye başlandı...” yapıp doğru olanı uygulamak gerekiyor. Ayrıca yağmur suyu depolama Türkiye’de bahçe sulama amaçlı kullanı- lıyor ama Amerika’daki LEED projelerinde öncelikle şebekeyi şişirmemek amaçla- nıyor. Ki, ben bunu Tarsus’daki bir pro- jemde uyguladım. Çünkü yağmur suyu dereye akıtılıyor ve dereler taşıyordu. O taşmayı engellemek için depolama yap- mıştık. Su, yağmur dindiği zaman zarar vermeyecek şekilde şebekeye tekrar geri veriliyor. Bu amaçla yapılırsa faydalı, fakat bahçe sulama için pek avantajı olmuyor. YEŞİL BİNA: Siz büro olarak da birçok sürdürülebilir projede yer aldınız... Bu projelerde bir meslek adamı olarak zor- landığınız aşamalar ne oluyor? SARVEN ÇİLİNGİROĞLU: Sıkıntımız süreler oluyor. Çünkü yatırımcı bir an önce yatırımını tamamlamak istiyor. Tabi bu tür projelerde fizibiliteleri yap- mak uzun süreler alıyor. Bizim için tasa- rımcının projeye gerçek faydası, öneri raporu ve avan proje aşamasında oluyor. Uygulama projesi aşaması ise bu işin angaryasıdır. Doğru sistemin oturtulması, birkaç sistemi karşılaştırarak doğru sis- temi seçmek, benzer şekilde su kulla- nımı, gri su kullanımı vs. hepsini öneri raporu aşamasında tespit ediyoruz. Ama bunun için ihtiyaç duyduğumuz süre en az iki ay oluyor. Mal sahibi de bu aşama için bu süreyi fazla buluyor. Bizden öneri raporu için istedikleri süre 15 gün. O durumda da bu tür analizlere giremiyo- ruz. Bu en önemli aşama, çünkü burada doğru sistemi tespit edebiliyoruz. Doğru sistem tespit edildikten sonra bunların bina içerisindeki lokasyonlarının doğru tespit edilip, şaft durumlarının irdelen- mesi gerekiyor. Mahallere kısa yollardan ulaştırmak ve enerji tasarrufunu da ancak bu aşamada sağlayabiliyoruz. Tasarımcıların diğer bir sorunu da Türkiye’deki ücretler. Multidisipliner çalışma süreçlerini karşılayabilmek için doğru ücretleri alabilmeniz lazım. Ücret- ler düşük olunca, insanlar bu süreçlere girmek istemiyorlar. Yurtdışında bir proje için 2 sene harcıyorsunuz ve uygulaması 1 senede bitiyor. Ama o iki sene multi- disipliner bir çalışma oluyor. Ve oradaki parasal takdir çok daha farklı. Mesela, tasarımda çizim programlarını 5 bin euro’ya alıyoruz. Avrupa’da ise 2 bin euro. Yurtdışındaki projecilerle rekabet edebilmemiz için yurtiçindeki projelerde de desteklenmemiz gerekiyor.

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=