Yeşil Bina Dergisi 28. Sayı (Kasım-Aralık 2014)

48 YEŞİL BİNA / ARALIK 2014 MAKALE Dr. İbrahim Çakmanus Çakmanus Mühendislik Enerji San. ve Tic. Ltd. Şti. “Enerji”yle Bağımlı Olan Biçim İkincisi, “enerji verimliliği” terimidir. Bu terim “enerji talebi-demand” ve “enerji tüketimi-consumption” ile karıştırılmakta, bu terimler birbirinin yerine ve yanlış kul - lanılabilmektedir. Düşük enerji tüketimi çoğu zaman ve yanlış olarak enerji verim - liliğinin fazlalığı ile eşdeğer tutulmakta, araştırma ve uygulama alanında enerji talebinin azaltılmasına büyük çaba har - canırken, enerji verimliliğinin artırılmasına çok daha az çaba harcanmaktadır. Bu “enerji verimi” terimi temel niteliğinde olup, gelecekteki yanlış yönlendirmeler - den kaçınmak için düzeltilmelidir. Enerji verimliliğinin maksimize edilmesi sadece enerji tüketiminin minimize edilmesinden daha fazla birşeydir. Verimlilik, perfor - mans demek olup, çıktılar (yarar) ve gir - diler (kaynak) arasındaki ilişkiyi anlatır. Burada anahtar önemdeki husus, “tüketilen” enerjinin sonucunda elde edilen yararın kalitesidir. Binaların ısıl performansları bağlamında enerji verimi, iç mahal çevresinin kalitesi ile enerji talebi arasındaki ilişki olarak anlaşılmalıdır. Yürürlükteki AB “Binaların Enerji Perfor - mansı Yönergesi” de dahil olmak üzere, binaların enerji verimliliğini düzenleyici Enerji Verimliliği B ina sektöründe enerji verimlili - ğiyle ilgili olup da düzeltilmemesi halinde gelecekteki sürdürülebilir gelişmeyi ciddi biçimde engelleyecek olan iki önemli yanlış anlayış söz konusudur. Bunlardan birincisi, düşünce sistemleri - nin olmayışı ve bina sistemlerinin analiz ve tasarımında bütünsel bir anlayışın eksikliğidir. Burada genellikle sistemi bir bütün olarak düşünmek yerine bütünü oluş - turan alt-sistemler arasındaki ilişkiler ve bağımlılıklar dikkate alınmaksızın, alt- sistemler üzerinde odaklanılabilmektedir. Çoğu zaman da, entropinin eşlik ettiği etkiler dikkate alınmaksızın sadece enerji akışlarının analizi ile bir takım sonuçlara varılmaktadır. Bunun bir örneği, bina tasarımı ve stratejilerinin ısıtmada enerji tasarrufu (sadece) sağlamak gibi bir önyargıya dayanması verilebilir. Geçmişte en azından yılın önemli bir bölümünde havaların soğuk olduğu böl - gelerdeki insanların iklimsel olarak yen - mesi gereken güçlük, yaşam alanlarında makul bir sıcaklıktaki iç mahallerin oluş - turulmasıydı. Ancak bugün artık gerek duyduğumuz ve kullandığımız modern binaların çok daha incelikli ve ayrıntılı düşünmeyi gerektirmesi gerçeğine rağ - men bu kültürel temeller bugün bile bina tasarımında ısıtma enerjisini ağırlıklı düşünmeye neden olmuş görünmektedir. Halbuki modern binalar ısıtılmayı gerek - tirmelerinin yanı sıra yapay aydınlatmayı ve giderek artan biçimde soğutmayı da gerektirmektedir. Özellikle Ankara gibi ısıtma ağırlıklı olmakla birlikte yazın da soğutma ihtiyacı olan iklimlerde iyi yalı - tılmış binalar yaz aylarında pencereler - den aldığı güneş radyasyonunu dışarı geceleyin dışarı transfer edememek gibi sorunlarla karşılaşılabilmektedir. Bu da konutlarda bile soğutma gereksinimini ortaya çıkarmaktadır. Yine modern bir ofis binasındaki ısıtma gereksinimi, binanın toplam enerji talebi içerisinde sadece belirli bir yüzdeyi kapsar. Bütüncül yaklaşım eksikliğine diğer bir örnek, işletme sırasında enerji tasarrufu için kullanılan önlemlerin üre - timindeki gizli (gömülü) enerjiyi dikkate almaksızın enerji talebi üzerinde vurgu yapmaktır.

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=