Yeşil Bina Dergisi 24. Sayı (Mart-Nisan 2014)

54 YEŞİL BİNA / NİSAN 2014 İnsanca Yaşam!.. PERSPEKTİF Çelik Erengezgin www.erengezgin.net Sorular, Sorular!.. Ö nce evreni, sonra dünyayı ve bu gezegende milyonlarca yıldır süren yaşamı gözden geçirmeli - yiz. Sonra da bu muhteşem kurgu için - deki insanın yerini... Ve ardından, ener - jiye bedel ödeyen ve yaşam çevresine zarar veren tek varlığın, insan olduğunu düşünmeliyiz... Şimdi gelin, yaşadığımız mekânlardan başlayalım sorgulamaya... 1- Tüm kapalı mekanlar, dünyada üretilen enerjinin ve yapısal malze - melerin yarıdan çoğunu tüketiyor. Yani sadece evlerimizden değil, hastanesinden pastanesine, okul - dan devlet dairesine, hatta fabrika yapılarına ve idare binalarına kadar bir sorumluluk alanından söz etme - liyiz. Bunlardan bir tanesi bile kendi enerjisini üretebilmekte midir? 2- Yine bu çerçevede, yaşamımızı ema - net ettiğimiz malzemeler ne kadar sağlıklı, nefes almamızı engelleme - yen, doğaya ne kadar saygılı ve ne kadar güvenlidirler? 3- Devlet eliyle ya da özel sektörce bize sunulan, yaşamakta olduğu - muz kentler ve konutlar, yoksa bir dayatma mıdır? Öyleyse sizce nasıl bir gelişme ve değişim göstermeli - dir? 4- Doğanın becerdiği “yaşam döngüsü” insanca bir beceriye dönüşemez mi? Ekolojik olmak ne demek? Toprakla buluşmak çok mu zor? Çok katlı yaşam ne kadar doğrudur? Yoksa insanlar için “kentsel” ve “fiziksel” bir sendrom mu yaratılmaktadır? 5- Doğru yön, doğru malzeme ve doğru tasarım olarak kısaca özetlediğiniz “Enerji Mimarlığı” nasıl bir felsefe - nin ürünüdür? Sanayileşme hamle - lerinden bu yana önümüze konulan ortalama yüzde 8 büyüme hedefi ne kadar gerçekçidir? Dünya bunun neresindedir?.. “Enerji Mimarlığı”, gelişme endeksi sanılan bu “obez” davranışı engelleyebilecek midir?.. 6- Hem kârlılık adına “planlı eskitme” adı altında insafsızca kurgulanan hem de zaten doğasında var olan tüketimsel ve yapısal malzeme ömrü, hayatımızı nasıl etkiliyor? Bunun sonucu, ekonomik ve yaşamsal yıkımlar değil midir? 7- Güneş santralleri mi, yoksa yapı bazında üretim mi olmalıdır önce - liğimiz?.. Santraller, tarımsal alan - ları ne kadar koruyup kollayabilir? Sonuçta hala birileri bize enerji mi satmalıdır, yoksa özgürlüğümüzü mü?.. 8- Hiçbir canlı, kendi barınağında gereksiz şey barındırmaz. Doğa, atık üretmez. Sadece başka organizma - lara besin üretir, zemin oluşturur. Onun evi, alıp sattığı malı değil, yaşamsal kılıfıdır. Peki bizim neyi - mizdir? Kentleşme, nasıl bir ihtiya - cın ürünüdür? Var olan kentlerimiz, hangi tercihlerin sonucudur? Coğra - fik mi, ekonomik mi, siyasal mı? 9- Ne yön kaygısı ne rüzgar, ne iklimsel özellik ne coğrafi seçkisi olmayan, yemek çanağımız ovaları yok eden, cetvel-kalemle çizilen ve bireysel mülkiyet öncelikli kentsel tasarım - lar ne kadar doğrudur?.. Yatay mı, dikey mi gelişmeli yaşam? İnsan bir maymun mudur; tırmanabilen, yoksa yatay bir yaşam kurgusu mudur ona yakışan? 10- Yalnızca tarihi kentlerin mi kimliği olur? Kimliği; görsel mi, kültürel mi, yoksa bölgesel faktörler mi belirler? Aidiyet duygusunu neler oluşturur? 11- TOKİ, taksiratından nasıl kurtulur?.. Ekonomi adına, en büyük yatırımı yönetebilecek adaletli ve dirayetli bir bünyeye nasıl sahip olur? Dep - rem adına bile garanti sunamayan yapılanması, ovayı, ormanı, kent - sel değerleri yağmalaması, sadece konut açlığına yanıt verdiğinden ötürü sorgulanmaması sonunda yaratılmış bir canavar mıdır yoksa? Arkasına bir Bakanlığı da alalı beri, ok yaydan çıkmış mıdır? Neresinden

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=